Fıkra, Atasözü, Deyim, Bilmece ve Tekerleme
Okuma süresi yaklaşık 8 dakika
Fıkra, gerçek olaylardan hareketle ders vermeyi amaçlayan güldürü anlatısıdır; ulusal tipimiz Sivrihisar'da doğup Akşehir'de öldüğü kabul edilen Nasreddin Hoca'dır, saray çevresini İncili Çavuş, IV. Murat dönemi İstanbul'unu Bekri Mustafa temsil eder. Atasözleri kalıplaşmış, kısa ve özlü yargılardır; sözcükleri değiştirilemez. Deyimler, Şükrü Elçin'in tanımıyla asıl anlamlarından uzaklaşarak yeni kavramlar karşılayan kalıplaşmış sözlerdir ve çoğu mastar hâlindedir. Bilmece, aaxa düzeninde uyaklanabilen sözlü bir sorudur; tekerleme ses benzerliğine dayanan seçili sözdür ve masal, oyun (sayışmaca), Karagöz ve yanıltmaca türlerine ayrılır. Dede Korkut Kitabı, dua anlamındaki alkış ile beddua anlamındaki kargışın en güzel örneklerini taşır.
Fıkra ve üç büyük tip
Fıkra, gerçek olaylardan yola çıkarak ince bir gülmece içinde ders veren kısa anlatıdır. Nasreddin Hoca ulusal fıkra tipimizdir; Sivrihisar'da doğduğu, Akşehir'de öldüğü tahmin edilir. Ona atfedilen her fıkra ona ait değildir: Zengin, çapkın, sarhoş ya da mutasavvıf bir hocayı anlatan ve ikiyüzlülük işleyen uzun fıkralar geleneğe sonradan karışmıştır. İncili Çavuş, padişahın sohbet arkadaşı olarak saray çevresini ve devlet yönetimini iğneler; Bekri Mustafa fıkralarında IV. Murat dönemi İstanbul'unun meyhaneleri konuşur. Orhan Veli Kanık, Nasreddin Hoca fıkralarını şiir biçiminde yeniden yazmıştır.
Atasözü
Atasözleri, atalar deneyimini yargı hâlinde aktaran kalıplaşmış sözlerdir: Sözcükleri değiştirilemez, cümle kurgusu bozulamaz. Kısa ve özlüdür; az sözle çok şey anlatır. Geniş zaman ve emir kipi ağır basar, kimi örneklerde yüklem düşürülür. Yaş yetmiş, iş bitmiş gibi manzum atasözleri ezberi kolaylaştırır. Dede Korkut Kitabı'nın mukaddimesi atasözleriyle örülüdür.
Deyim
Şükrü Elçin deyimi, asıl anlamlarından uzaklaşarak yeni kavramlar meydana getiren kalıplaşmış sözler diye tanımlar. Deyimlerin çoğu göz koymak örneğindeki gibi mastar hâlindedir; kel başa şimşir tarak gibi cümle hâlinde deyimler ile Akdeniz'e kaptan, Mısır'a sultan gibi kafiyeli deyimler de vardır. Bir sözcüğü çıkarıp yerine başkasını koymak deyimi bozar; ipe un sermek gibi kimi deyimler hikâye ve fıkralardan türemiştir. Atasözünden farkı yargı bildirmemesidir: Atasözü hüküm verir, deyim durumu adlandırır.
Bilmece ve tekerleme
Bilmece, bir varlığı üstü kapalı anlatıp buldurmayı amaçlayan sözlü üründür; manzum örnekleri mani gibi aaxa düzeninde uyaklanır. Tekerleme, ses benzerliği ve uyaktan güç alan seçili söz dizisidir; konusu yoktur, anlam aranmaz. Dört kolda görülür: Masal tekerlemeleri baş, orta ve sondaki formellerdir; oyun tekerlemeleri (sayışmaca) yalnızca çocuk oyunlarında ebe seçiminde kullanılır; Karagöz ve orta oyunu tekerlemeleri seyirciyle bağ kurar; yanıltmacalar ise diksiyon eğitiminde de kullanılan bağımsız söz cambazlıklarıdır.
Alkış ve kargış
Sözlü geleneğin dua kalıbına alkış, beddua kalıbına kargış denir. Türk edebiyatındaki en güzel örnekleri Dede Korkut Kitabı taşır: Yerli kara dağların yıkılmasın alkışı ile Akar iken akmaz olsun kargışı bu geleneğin sesidir. İçinde övgüler barındıran kimi türler alkışa yaklaşır; ağıt ve mani içinde de kargış kalıpları görülür.
Tip ve tür kapanları
Fıkra tipleri mekânla çaprazlanır: Saray denince İncili Çavuş, meyhane denince Bekri Mustafa, Akşehir denince Nasreddin Hoca akla gelmelidir. Atasözü-deyim ayrımı yargı ölçütüne iner: Yargı bildiren kalıp atasözü, bildirmeyen deyimdir. Sayışmacayı masal tekerlemesi sayan seçenekler yanlıştır; sayışmaca yalnızca çocuk oyununa aittir.
Önemli notlar
- Fıkralar, güldürürken düşündürmeleriyle Batı edebiyatındaki anekdot türüne yaklaşır; kahramanları gerçek hayattan izler taşır.
- Güvâhî'nin Pendname'si, atasözlerini şiire taşıyan didaktik gelenekte anılan eserdir.
Akılda tutma ipuçları
- Üç fıkra tipini üç mekânla kodlayabilirsin: Hoca Akşehir pazarında, İncili sarayda, Bekri meyhanededir.
- Atasözü-deyim ayrımını mahkeme benzetmesiyle tutabilirsin: Atasözü karar veren yargıçtır, deyim yalnızca olayı tutanağa geçirir.
ÖSYM uyarıları
- "Deyimlerdeki bir sözcük eş anlamlısıyla değiştirilebilir" yargısı yanlıştır; Tanrı misafiri kalıbındaki değişim bile yerleşik biçime bağlıdır, kalıp bozulamaz.
- Nasreddin Hoca'yı zengin ya da mutasavvıf gösteren fıkralar ona ait sayılmaz; bu ayrıntı doğru-yanlış sorusu olarak gelir.
Bu konuda sınavda ne beklenir?
- Türk fıkra tiplerini (Nasreddin Hoca, İncili Çavuş, Bekri Mustafa) ayırt etme
- Atasözü ile deyimi yapı ve anlam ölçütleriyle karşılaştırma
- Bilmece, tekerleme türleri ile alkış ve kargışı tanıma
Kendini sına
Ulusal fıkra tipimiz kimdir, nereyle anılır?
Nasreddin Hoca'dır; Sivrihisar'da doğduğu, Akşehir'de öldüğü kabul edilir.
İncili Çavuş ve Bekri Mustafa fıkraları hangi çevreleri anlatır?
İncili Çavuş sarayı ve devlet yönetimini, Bekri Mustafa IV. Murat dönemi İstanbul meyhanelerini anlatır.
Deyimi "asıl anlamlarından uzaklaşan kalıplaşmış sözler" diye tanımlayan kimdir?
Şükrü Elçin'dir.
Atasözünü deyimden ayıran temel ölçüt nedir?
Atasözü yargı bildirir; deyim yargı bildirmez, durumu adlandırır.
Sayışmaca nedir?
Yalnızca çocuk oyunlarında ebe seçiminde kullanılan oyun tekerlemesidir.
Alkış ve kargış ne demektir?
Alkış dua, kargış bedduadır; en güzel örnekleri Dede Korkut Kitabı'ndadır.
Konuyla ilgili eserler
- PendnameGüvahi